1
görüşmeyeli ehliyet aldım ve hayatımda hiç bi değişiklik olmadı ,bi anda cadillacımla gezmeyi beklemiyodum zaten ,hala aylık yüklüyorum bi seferde 50 kağıt koyuyo
çok fazla ve gereksiz düşünüyorum ,sanırım beynimizi filtreleyen bir filtremiz olsaydı çok daha rahat yaşayabilirdik ,gerçi ben daha masamın üstünü toparlamayı bile beceremiyorum ama olsun
yakın zamanda taşınacağız gibi görünüyo evet, yeni evimiz fena değil ama benim yer değiştirme fobim olduğu için suratsız bi biçimde gidip aldıktan sonra gezdim evi,napiyim ,ben böyleyim
kendime çeki düzen verip bir an önce okula daha da asılmam gerekiyor, yoksa herşeyi geçen sene yaptığım gibi berbat edeceğim
0

netame

http://www.myspace.com/netame alın okuyun bakın dinleyin ben aldım bayıldım
2

burdayım aslında

mayıstan bu yana yazmıyorum evet
ama bu blogumu düşünmüyorum anlamına gelmiyor
hem de öyle bir düşünüyorum ki
acaba bilmemkimin blog yazdığımdan haberi varmıdır da onla ilgili yanlış bişey yazmışmıyımdır acaba söylememem gereken bişeyi söylemişmiyimdir
faniyiz hepimiz aynıyız tamam da blogger ne kadar paranoyid androyid bi hale soktu beni anlatamam
herneyse
sergim açıldı ,bilmiyorum insanlar geiyomu ilgi varmı geçen bi televizyon kanalından geldiler ama nası bi tv kanalıysa hiç bi yerde izini görmedim
tamam çok tv izlemiyorum ama benim yerime izleyip haberler ileten bi annem var ,sesini duyamadık sergimizin
kadıköy karganın sanat köşesi olan kargartta ayın 30una kadar bi takım insanlar gözucuyla bakabilir açığız.

okul pazartesine açılıyor,ders alma konusunda problemlerim var, sanırım büyük bi sevinçle aldığım bir dersi ,zorunlu ers saatlerimin değişmesi yüzünden bırakmak zorunda kalacağım

ehliyet almak için çalışmaya başladım ,sanırım babam artık kendini gezdirmemi istiyor
filan
şimdilik bu kadar
görüşürüz blog
5

template sorunsalı

yahu bi insan bi template i elinde tutamaz mı ,bi template 2 gün mü dayanır insanlar bu şablonlar beleş diye hop hop yer lerini mi değiştirip durur hayır çok değişiklik yapmayı seven bi insan değilim ama ,mecbur bırakılıyorum ,neyse bu sefer işimi garantiye aldım ,yeni görünümle karşınzdayım sayın 0kişilik izleyici kitlesi herneyse
teşekkürler imageshack
1

**

**amma çok düşük cümle kuruyor ben fazla ,olmaz böyle blog

**bir de şey
koku hafızası acıtırmış
filan


**ayrıca

aaa blogger türkçe olmuş
0

gerçek kesit

anne: -napıyon
çocuk: -nurla konuşuyorum (kuzenim)
anne: -ne diyo
çocuk:- yarın cumhuriyet yürüyüşüne gelecen mi diye soruyor
anne: -ayol ne işiniz var orda hem yarın işimiz var bizim
çocuk:- ne işi
anne: -temizlik yapcaz
çocuk: -cumhuriyet diyom temizlik diyon laiklik diyom tozbezi yürüyüş diyom camları sil diyon diyon da diyon ne bu bee
anne : -işimiz var işimiz mırıfjfdşghihiijjjf.....

az önce başıma geldi taze taze bildiriyorum
0

sen de

ben yazı yazmayı bilmem
harfi büyük yazmayı
nokta virgül koymayı
susmayı konuşmayı
durmayı duraklamayı
duraklamayı
duraklamayı ve durmayı

sen de öğrenme
sen de
öğrenme
0

trip trip trip

geçen gün gamzeyle kaset dinlediğimiz zamanları özlediğimizi farkettik ,her albümü heryerde bulamadığımız zamanları ,gidip akmardan çekme kaset almalarımızı :D doldurulmuş kasetlerde şarkının yarısının kasetin öteki yüzünde olmasını stabilo kalemlerle pil bitmesin diye kaset sarmayı,müziğin pil biterken yavaşlayıp komik bir hal almasını , bozulan kaset bantlarını, kasetçaları sarmasını ,heyecanla beklenen , ertesi gün her kelimesi notası konuşulmak üzere ezberlenen ve ebeveynden gizli gizli dinlenen gece radya programlarını ,o programlardan dj in konuşmalarıyla birlikte çekilen spesiyal kasetleri ,bulunan her türlü kasedin üzerine şarkı çekilerek değerlenmesini, bölük pörçük asla yarısı bilinmeyen adı duyulmayan şarkıları ,biriktirilen müzik yazılarını, dergileri,özenle boyanan el yapımı kaset kapaklarını herşeyi herşeyi özledim müzik üzerine olan hevesim çok başkaymış o zamanlar


ps: suluboyayı yaradan tanrıya şükürler olsun
0

ali poyrazoğlu

"Şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten,
ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.

Müziği de ayarladım. Geldiler.
20 yaşımda ben,
34 yaşımda ben,
38 yaşımda ben
ve bugünkü ben dördümüz.

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
"Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın insanları evine.

Ömür dediğin üç gündür,
dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür,
o da bugündür..
0

telefon

telefon çaldı kimse açmadı açan konuşmadı arayan susmadı konuşan anlamadı arayan konuştu cevap alamadı parazit yaptı gürültü koptu tuşlar basmadı basan bilmedi çalana baktı çalmayana bakmadı çalmadı da baktı bi baktı çaldı açtı konuşmadı oturdu dinledi ahize bozuldu elektrik kesildi yağmur yağdı şimşek çaktı fırtına çıktı kablolar koptu telefon sustu bir daha çalmadı 30yıl geçti telefon durdu bekledi durdu çaldı asla çalmadı kimse açmadı tozu alınmadı kiri görünmedi birgün telefon bir kere çaldı çaldı ki açtı açtı ki duydu duydu ki gitti gitti ki bekledi bekledi ki gördü gördü ki sevindi de sevindiğine ağladı iyiki de çaldı çaldı mı açtı açtı mı gitti gördü de sevindi
telefon sonra hergün çaldı çaldı da açtı açtı ki duydu duydukça gördü gördükçe sevindi sevindi de sevindi sevindi de sevindi sevindi de sevindi
sonra ne oldu
bir gün telefon sustu sustu ya bi daha konuşamadı
sustu da sustu
sustu da
sus tu
telefon sustu
bir daha da çalmadı
0

keşke

fırça sallasaydım da tuvalin üzerinde, gemiler yapsaydım üfleyip yelkenlerini şişirir uzaklara yollardım belki sonra onlar bana uzak ülkelerden haberler getirseler
italyan bi amcanın gülümseyişini ,faslı teyzemin hıçkırışlarını taşısalardı,belki de fransada yeni doğan bir bebeğin ağlayışını anlatırdı mavi mavi yeşil yeşil hikayelerini dinleseydim keşse sıkılana kadar,ahtapotları ,istridyeleri anlatsalardı küçük yengeçler misafirim olsaydı
0

salağım ben salak salak asalak ...evet

Bugün pazartesi,yani temel sanat ödevinin ,hatta dosyasının son teslim günÜ ve ben ne yaptım? evim ile arası minimum 1buçuk saat olan okulumun bu muhterem ödevlerini yapıpyapıp evde unuttum...
Geldim o yolu gittim o yolu gün içinde 4 kere vapura bindim harcadım 3 saat .Hani bunak görmüşünüzdür de bu yaşta bu kadarını görmemişinizdir,hayır hayır mesela bazı şeyleri asla unutmam,örneğin yediğim içtiğim şeylerin son kullanma tarihlerine bakmayı kimse unutturamaz bana.Gerçi baksam neye yarar ki;nitekim ocak..şubat..mubat..mart diyip martı 4. ay bulan ve panik olan bir insan zavallısıyım ayrıca
hatta hatta ben tüm bu olanların bana iyi bir ders olacağını polyanna misali düşünürken ,okuldan eve son kez dönerken yaklaşık 100milyonluk boya takımımı okulda unuttuğunu eve 10 dakika kala farkeden,eve gelene kadar çantasına bakmaya bile cesaret edemeyen ve çantasını açınca acı gerçekle karşılaşan bir insanım da yokyok bu kadarını yapmamalıydım...gerçekten
sanırım yorgunum
1

hayaloğlu- bir intihar gibi

Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından,
Üst-üste fışkıran rüzgarlar,
Bir intikam gibi saldırınca üstüne;
Yüzüne şarkılar çarpar,
Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın.
Sen artık buralarda duramazsın!

O büyük sessizliğin bağrı mı olur,
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı;
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir, bu sokaklar
Seni alır kullanır,
Seni alır kullanır,
Santim-santim çürürsün!

Hani, el değmemiş bir yanın vardır,
Aynalara göstermediğin bir yüzün,
Kendine sakladığın bir hüzün
Hadi durma!
Üzülsen de, sen üzülürsün!

Kim farkeder boşluğunu?
Ardın sıra kim ağlar?
Bir intikam gibi
Çıldırmış bu sevdalar!

Bir intikam gibi
Çıldırmış bu sevdalar!

Bazen bir uçurum kalır,
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır;
Bir intihar gibi
Puşt olunca sevdalar
Sırtını duvara yaslar,
Sırtını ağaca yaslar, susarsın.
Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!

Şimdi yeni bir sevda mı olur,
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı;
Tutar sıfırdan başlarsın.
Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
Seni yiyip bitirir,
Seni yiyip bitirir,
Dirhem-dirhem azalırsın

Belki hiç söylenmemiş
Bir şarkın vardır,
Henüz koyvermediğin bir kahkaha
Fırsatın olacak mı bir daha?
Ne bekliyorsun?
Yanılsan da sen yanılırsın!

Kim hatırlar güzelliklerini,
Senin için kim yanar?
Bir intihar gibi
Puşt olmuş bu sevdalar!

Bir intihar gibi
Puşt olmuş bu sevdalar!
0

open season




çılgın dostları izledim yeni yılın ilk günü... çokçok çok eğlenceli bir film ,ve karakterler o kadar güzel ki böyle filmin içinde olup hepsini sevmek istedim özelliklede küçük mavi kirpiyi
0
son gaz senaryo-rüyalarım devam ediyo en son gördüklerimden seçmeceler
...bir kasabadayım ,saat sabaha karşı 5 gibi birşey olmalı,sokaklar arasında geziniyorum ,ama neden gezdiğim konusunda en ufak bir fikrim yok,bir sürü 3er4er katlı bina var ve hepsinin arasından sokaklar geçiyor.evler avlusuz ,her kat ancak bir oda kadar büyüklükte,eski püskü gri gri betonarme evler ,heryer ıssız,kapalı
birinin altında bir dükkan var ,ne dükkanı olduğunu tam kestiremesemde,içinde kasetler olduğunu varsaydığım raflar kücücük dükkanın üç duvarını kaplıyor.diğer dördüncü duvar ise zaten vitrin vekapı girişine ait
bu dikkanın önünde bir tezgah var ve tezgahın üzerinde metal yuvarlak bir kutu
bu metal kutu şu an annemin odasında duran içine inciğini boncuğunu ıvırını zıvırını koyduğu kutu
içeri girip kadına soruyorum
neden bu kutunun üzerinde fiyat yazmıyor?
kadın bu lafın üzerine şöyle dedi;eğer üzerine fiyat koyarsam herkes almak ister ama üzerinde fiyat olmadığı için kimse almıyo
bunu neden söyledi ne etti bilmiyorum kutunun bizim olduğunu ,söyledim ona o da o zaman al dedi ve ben kutuyu alıp ,oradan çıktım ...
0

yara

herkes annem gibi yüzümdeki yaralara laf ediyor aman kaşıma,ellleme-oynama diye ,halbuki ben asıl içimdeki yaraları deşiyorum,ah anne
0

kurdeşenimizi de döktükmüydü tam olcak

KA-ŞI-NI-YO-RUM
0

meh

saldırın üzerime
saldırın ki daha güçlü olayım
öldürün beni yerin dibine vurayım
hissetmemek istiyorum artık
alın beni vurun yerden yere
laflarınız kulaklarımda çınlıyor
kabuslarım oldu yaşam
en güzel rüyalarım sizin hayatlarınız
ölüm daha yakın
sakin gelir oldu bana
huzur
ah işte ellerimi açıyorum havaya ve bunu diliyorum beni duyandan biraz daha
nefes
işte bunu diliyorum bi parça daha
korkutun beni
korkutun silahlarınızla
korkmuyorum artık ezilmekten
sesim çıkıyor kalabalıklarda
sayenizde
ben kimim biliyorum artık
ben neyim
...
ben tekim kimsenizim
yok bir başka benden bana yakın
öldürün artık daha fazla işkence yapmayın
yanımdakiler
siz de geçin karşıma
geçin ki anlayayım kimin daha dürüst olduğunu
kimin kimden yana olduğunu
bırakın kendinizi öfkenin ellerine
ne geliyorsa yapın içinizden
ne isiyorsanız
ben buradayım
bekliyorum
bekliyorum
bekliyorum...
ne yapacaksanız yapın
yapın
yapın
mutluluk yok artık
nefes
nefes almak
istiyorum
alamıyorum
ölüyorum günden güne
büyüyorum
yaşlanıyorum
ölüyorum
teşekkür ederim
bunca çaba
nefes
teşekkür ederim
0

başlık

*üniversiteli oldum okula filan gidecekmişim pazartesine çağırıyolar ,ne iş anlamadaım bakcez
*sonunda hava biraz serinledi ayay sonbahar bayılıyorum sonbahara sonbahar çocuuyum ya ondan mı acibaa
*buni adında bi köpekbalığı besliyorum kedimin gece hayatını bırakıp istanbula dönmeyeceğini anlayınca kendimi ona verdim
*aylık akbil almam gerekiyo sanırım güzel bişey
*gezilecek sergiler var oysaki evde oturmuş nektarin yiyip pitipiti blog giriyorum (tembel şey)
*odamı yaşanılabilir bi hale getirmeye çalışacağım ikeadan komaaacaaan bi masa alıp üzerine yerleşmeyi düşünüyorum
*duvarları da boyamak lazım ama onun için de alışverişe gitmek lazım kadıköydeki boya satan amcalar kız görünce takmıyo he he 800 milyon bi kilosu evet nasıolsaalmazbu modunda hepsi bide bitürlü güzel renk göremedim
*düzen istiyorum düzen bitürlü düzene giremiyorum büf neyse yeter bu kadar
0

aşklar içinde

Aşklar İçinde

Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yani sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacik bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulasan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
Istavritler kipir kipir dibinde sandalinin
Balik dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düsündüğüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarinda aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konustuklarini, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdüğün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aski yasamak, bir askin bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın simdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yokolmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemis olmalilar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konusan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Bastanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yillarin, yüzyillarin
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalikta, utançlarindan
Utancı bilerek yasamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz bırakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

.

Edip Cansever