0
son gaz senaryo-rüyalarım devam ediyo en son gördüklerimden seçmeceler
...bir kasabadayım ,saat sabaha karşı 5 gibi birşey olmalı,sokaklar arasında geziniyorum ,ama neden gezdiğim konusunda en ufak bir fikrim yok,bir sürü 3er4er katlı bina var ve hepsinin arasından sokaklar geçiyor.evler avlusuz ,her kat ancak bir oda kadar büyüklükte,eski püskü gri gri betonarme evler ,heryer ıssız,kapalı
birinin altında bir dükkan var ,ne dükkanı olduğunu tam kestiremesemde,içinde kasetler olduğunu varsaydığım raflar kücücük dükkanın üç duvarını kaplıyor.diğer dördüncü duvar ise zaten vitrin vekapı girişine ait
bu dikkanın önünde bir tezgah var ve tezgahın üzerinde metal yuvarlak bir kutu
bu metal kutu şu an annemin odasında duran içine inciğini boncuğunu ıvırını zıvırını koyduğu kutu
içeri girip kadına soruyorum
neden bu kutunun üzerinde fiyat yazmıyor?
kadın bu lafın üzerine şöyle dedi;eğer üzerine fiyat koyarsam herkes almak ister ama üzerinde fiyat olmadığı için kimse almıyo
bunu neden söyledi ne etti bilmiyorum kutunun bizim olduğunu ,söyledim ona o da o zaman al dedi ve ben kutuyu alıp ,oradan çıktım ...
0

yara

herkes annem gibi yüzümdeki yaralara laf ediyor aman kaşıma,ellleme-oynama diye ,halbuki ben asıl içimdeki yaraları deşiyorum,ah anne
0

kurdeşenimizi de döktükmüydü tam olcak

KA-ŞI-NI-YO-RUM
0

meh

saldırın üzerime
saldırın ki daha güçlü olayım
öldürün beni yerin dibine vurayım
hissetmemek istiyorum artık
alın beni vurun yerden yere
laflarınız kulaklarımda çınlıyor
kabuslarım oldu yaşam
en güzel rüyalarım sizin hayatlarınız
ölüm daha yakın
sakin gelir oldu bana
huzur
ah işte ellerimi açıyorum havaya ve bunu diliyorum beni duyandan biraz daha
nefes
işte bunu diliyorum bi parça daha
korkutun beni
korkutun silahlarınızla
korkmuyorum artık ezilmekten
sesim çıkıyor kalabalıklarda
sayenizde
ben kimim biliyorum artık
ben neyim
...
ben tekim kimsenizim
yok bir başka benden bana yakın
öldürün artık daha fazla işkence yapmayın
yanımdakiler
siz de geçin karşıma
geçin ki anlayayım kimin daha dürüst olduğunu
kimin kimden yana olduğunu
bırakın kendinizi öfkenin ellerine
ne geliyorsa yapın içinizden
ne isiyorsanız
ben buradayım
bekliyorum
bekliyorum
bekliyorum...
ne yapacaksanız yapın
yapın
yapın
mutluluk yok artık
nefes
nefes almak
istiyorum
alamıyorum
ölüyorum günden güne
büyüyorum
yaşlanıyorum
ölüyorum
teşekkür ederim
bunca çaba
nefes
teşekkür ederim
0

başlık

*üniversiteli oldum okula filan gidecekmişim pazartesine çağırıyolar ,ne iş anlamadaım bakcez
*sonunda hava biraz serinledi ayay sonbahar bayılıyorum sonbahara sonbahar çocuuyum ya ondan mı acibaa
*buni adında bi köpekbalığı besliyorum kedimin gece hayatını bırakıp istanbula dönmeyeceğini anlayınca kendimi ona verdim
*aylık akbil almam gerekiyo sanırım güzel bişey
*gezilecek sergiler var oysaki evde oturmuş nektarin yiyip pitipiti blog giriyorum (tembel şey)
*odamı yaşanılabilir bi hale getirmeye çalışacağım ikeadan komaaacaaan bi masa alıp üzerine yerleşmeyi düşünüyorum
*duvarları da boyamak lazım ama onun için de alışverişe gitmek lazım kadıköydeki boya satan amcalar kız görünce takmıyo he he 800 milyon bi kilosu evet nasıolsaalmazbu modunda hepsi bide bitürlü güzel renk göremedim
*düzen istiyorum düzen bitürlü düzene giremiyorum büf neyse yeter bu kadar
0

aşklar içinde

Aşklar İçinde

Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yani sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacik bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulasan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
Istavritler kipir kipir dibinde sandalinin
Balik dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düsündüğüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarinda aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konustuklarini, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdüğün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aski yasamak, bir askin bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın simdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yokolmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemis olmalilar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konusan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Bastanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yillarin, yüzyillarin
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalikta, utançlarindan
Utancı bilerek yasamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz bırakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

.

Edip Cansever
0

29 ağustos 2006 günlerden salı

dolmuşlardaki insan sayısını 8 den 7 ye indirtmişler ,bugün bunu farketmeden önümdeki kadını atlayıp bindim hanımefendi sıra var dedi e yer var zaten dedim herkes üstüme atladı yok leen iki kişilik ora diye boşboş baktım
korktum sonra da utandım çünkü binip gittim napiyim 1.5saat geç kalkmıştım sınava geç kalıyodum şoktaydım zaten derken buuum kazaa ne kazası dolmuş ....:)

(daha fazla anlatamayacağım bunu midem bulanıyo düşündükçe o stresi)
vbkz: sonunda stres yaptım



* teneke kola alınca çok zor geliyo yarısından sonra içmek ama litrelik aldığımda nası çabucak bitiyo bitürlü anlamıyorum
0

hımf3

1bugün bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı
hiç bir damlasını kaçırmayacak şekilde ıslandım,yüzümden akan suyu içebilecek kadar ıslanmamıştım hiç(bkz: hiç bir yer kuru kalmayacak şekilde)

2bilmem kaç gündür müzik dinlemiyorum , dün dinlemiştim galiba, ama ondan önce de bi 2 gün filan dinlemedim ez azından,bugün de dinlemedim ,tamamen üşengeçlik

3trafikten kurtulup vapur tramvay vb. kullanmak için onyüzbinmilyonbaloncuktane takla atıyorum,(mide bulantısı korkunç bişey)
0

tuzluk mu kayık mı

şunu nahnu beyde gördüm efendim koymadan edemedim
1

fiyuuugümm paaaat fiyuuu

yaz mevsimi düğün mevsimidir ve oturduğun yer de sahile yakın olunca her gece havai fişek gürültüsü dinlemek zorundasındır
maddeler halinde sıralayalım
çünkü;
* onlar zengin
* çiftleşmelerini dakikasına 5 10 milyar verdikleri bir ışık ve gürültü şöleniyle (!) tüm çevreye duyurmak zorunda olan insanlar
* ozon tabakasını delmekten gerdeğe girme olayıyla eşit bi zevk alıyorlar
* havai fişek olmadığı zaman iyi sevişemiyorlar
* çevreyi rahatsız etmek güzel bişey
bilmiyorum daha iyi nedenler aklıma gelmiyor
herneyse düğünlerden nefret ediyorum,gösterişten nefret ediyorum ,özellikle de genç kızların beyaz gelinlik hayallerine ayak uyduramadığım için bitarafım eksikmiş gibi geliyor,her anından sıkılacağım bir olayı niye böyle şaşalı bir törene dönüştüreyim ki(evlenmek değil sıkıcı olay -düğün)
...

bir de akraba eş dost durumları vardır düğünlerde
adamın teki gelir oo ne kadar büyümüşün-değişmişin-zayıflamışın-güzelleşmişin gibisinden + puan toplayacak sözcükler sarfeder ve muhtemelen o insanı en son bir önceki akraba düğününde görmüş ve suratını hatırlamıyorsundur ama onlar hernasılsa seni hatırlarlar ve görünüşünle ilgili yorum yapmayı da ihmal etmezler

sonradan sağından solundan ,onun senin annenin kuzeninin eşinin amcasının 2.karısından olan çocuğunun eski kocasının iş arkadaşı oldugunu filan öğrenirsin

aklımın ermediği birşey daha var bu insanı normalde görmen mümkün değil,sokakta görsen muhtemelen tanımazsın hatta o tarz bir tanıdıkla karşılaşanını da duymadım
fakat bu kadar akraba adı verilen insan bir araya nasıl gelir ,nasıl haberleşilir,
ve bu insanların biraraya gelmesinin çok samimiymiş gibi davranmalarının birden bire akrabalık bağları (!)nın güçlenmesinin ne manası vardır hayatının en önemli anını önüne gelen insana göstermek ne kadar gereklidir ,gereklimidir
çok kurcalıyoruz susalım en iyisi


alakaya maydonoz : yabancı dile yatkın olan insanları çok kıskanıyorum
0

mum alevi ile oynayan kedinin öyküsü

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan analmayacaktı...
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mumun yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

ÖZDEMİR ASAF
0

gece sohbetleri

şuanki konumuma yaklaşık 10 metre uzaklıktaki buzdolabının buzluğunun dibinde kalmış dondurma kutusuna baktım,o da farketmiş olacakki o kadar buz tutmuş olmasına rağmen dönüp de bana baktı
uyanık mısın dedim ama zaten bunu söyleyince uyandırmış oluyorsun
gecenin şu vakti varoluşçuluk üzerine biraz konuştuk,nihilist oldugunu farkedince içinde dondurma olup olmamasının arasındaki ince çizgiyi hiçe saydım
ne yani gece gece oburluğum tuttu yedim nihoha mı deseydim



pişman değilim
0

Loose Change 2nd Edition Recut

Dylan Avery, Korey Rowe, and Jason Bermas bring you the most powerful 9/11 Documentary yet. Updated!!!!
0

ciyeeeek

efenim çalışmam gereken şu günlerde oturup çizmek yerine napıyorum hım

bakıyoruz hemen şöylecenek
0

***

*kendime şaşıyorum,dışardan bakan biri olarak kendime gerçekten şaşıyorum,birşeyi çok istediğimde çalışabiliyormuşum demekki,evet, hiçbirşey için bu kadar çalışmamıştım şimdiye kadar,ancak biraz geç farkettim sanki,herneyse yorgunum

*garip bi enerji var üzerimde,birşeyler oluşuyor kafamda sürekli ,gördüğüm herşeyden etkilenmeye başladım çizim adına,fotograf çekmeye çıktıgımda kadrajları resimsel düşünüyorum artık,onu da yapayım bunu da yapayım uyumak zor geliyor,

*ev yine bomboş,yanlızım, her akşam evimde uslu uslu oturmamı evi arayan insanlar çok yadırgıyorlar,garip:)
sessizliği seviyorum ,evde insan varken kalkıp da yapmaya üşendiğim işleri,tek başıma oldugumda beş dakikada bitirebiliyorum,zaman büyüyor büyüyor genişliyor sanki ...

*insanlarla birlikte olmayı sevdiğim halde,önceden birşeyler planlayıp o günü x kişiye ayırmak çok zor gelmeye başladı,tek başıma kalmaya ihtiyacım var,yoksa ters gelen tek bir kelimede bile kırıcı olabilirim çekemiyorum kaldıramıyorum beni ilgilendirmeyen muhabbetleri,dayanamayabiliyorum insanları dinlemeye bu ara,dolu da değilim üstelik
*hala ama hala rüyalarımdan ve kabuslarımdan kurtulamadım,bolbol deniz yaralar fırtına ölümüne şeyler görüyorum... ya insanlar eğleniyor ve ben birtürlü bişeylerin içinden çıkamıyorum ,ya kendi kendime bişeylerin mücadelesini veriyorum,felaketler kazalar olup duruyor,batıyorum çıkıyorum,sabahları zombi gibi kalkıyorum,
0

huhuu

Uzun zaman olmuş yazmayalı,dün karşılaştığım bi kaç insandan(kudra) aklıma geldi blog yazmak, şifremi 3.seferde doğru girebilmem bunu doğruladı bi de öss zamanı yazmışım en son,onu gördüm.
Pazartesileri evde olduğum tek gün denilebilir.Ne yapacağımı şaşırıyorum."Deviantart galerimi genel bir tatminsizlik"nedeniyle bi hışımla gecenin bi vakti dellenip silmiştim - ki aradan bi aydan fazla zaman geçmiş-fotokritikte de hüsrana uğradım ve yeniden galerimi sıradan uslubir deviant olarak düzenlemeye başladım
valerian denilen kedi otu sağolsun sabahları çok rahat uyanıyorum artık üzerimdeki etkisi cinsim itibariylemidir bilmem ama süper bişey (mrrrr)
boşboş takılmaya devam ediyorum canım çalışmak istemiyor bari biraz bakayım çizimlere filan
0

üsese

önceden böyleymiş ismi
üniversite seçme sınavı gibi birşey sanırım sanki şivenden ötürü söyleyemiyorumuşsun gibi
abla gel bi üsesene bakayım be
neyse
şu anki adıyla öss
bu sabah saat 545te kalkmama neden olan sorunsallar bütünü
girdik çıktık bişiy olmadı
heyecan yaparım sanıyordum; yanıldım
umarım böyle devam edecek diğerleri de..
0

salı sallanır

-abla beni de çizsene
hım bilmem ki ben pek çizemem ama...
olsun abla anneme göstercem ya olduğu kadar
ya bilmem ki
hadi nolur abla ya
hadi hadi geç peki...
az önce zabıta mendillerimi aldı yaa,varya şu kırmnızı ıslak mendillerden
hıhı
8milyon sermaye vermiştim onlara hepsi gitti işte anneme göstercem şimdi resmi bide inanmayacak, sen parayı gittin resme verdin diyecek,ama bilir öyle şey yapmayacağımı
nerde oturuyosun
fikirtepede,eve 22milyon elektrik bide su faturası geldi ödeyemiyoruz annem merdivene (temizlik) gidiyo şurada tesadüf kafe var biliyo musun orda mehmet abi var o şimdi beni iddiaya gönderir belki üstünü ver diyom vermiyo belki 2milyon verir bugün bisikletimi de alıyodu zabıta bu benim değil dedim yalvar yakar aldım 100milyon istiyo bide benden yaa şimdi götürüp bisikleti satıcam başka bişey kalmadı 10verirler belki
abla benim gözler ela çiziyon dimi
gördüm çok güzelmiş
ama kirpiklerim uzun yaa...
...
bitti bu
abla sağol çok hadi ben gidiyorum...


13 yaşında hayatın bütün yükleri üzerine yüklenmiş emrenin,biz burda ay şuyum böyle ay buyum şöyle diye şikayet ederken ,o bütün dertlerine rağmen bana poz vermek için alabildiğine gülümsüyordu onun için 10dakika içerisinde yapabileceğim en iyi portreyi yaptım
tam onu çizerken zengin "yat"sahipleri bu kızın bu çocukla ne işi var dercesine bakışlarını savuruyorlardı bilindik tanıdık ezici bakışlar emrenin sinirini bozan tek şey buydu işte alabildiğine sinirleniyor arabasının camını kırıp kaçsam kimse laf edemez gibi bi laflar ediyordu
bu onun sokağa ait serseri tarafıydı sadece
sonra ona kızıltoprakta gördüğüm boya sandığını yere düşürmüş, ağlayan küçük çocuğu anlattım ,onun bunu bilerek yaptığını insanlara kendini acındırıp 10-20milyon kaptıgını söyledi,bide azarladı ;abla istanbullu değilmisin ,bilmiyormusun bunları diye...
ne tezat bu halin istanbul
bir yanda koyarsın yatları katları
diğer yana verirsin cefaları cezaları
0

"belki ""kesindir" önermesi nasıl bir önermedir

belki diye bir dosya açtım belki...
belki belki yazısını görürde birşeyler karalarım diye
belki belki yazısını görünce karalamak kesin bişeymiş bunu farkettim çünkü belki yazan bir dosya görünce insanın
ister istemez evet o belki şimdi! diyesi geliyor ve böylece "belki" "kesin" oluyor
ancak kesin diye adı olan bir dosya açıp içini boş bıraksam nasıl olur bilmiyorum ,bir de onu deneyeceğim
artık belki adlı dosyanın içinde birşeyler yazıyor ve belki değil
artık adı kesin olacak bu dosyanın demek ki kesin adlı dosyanın da içinde birşeyler olmak durumunda hımm
uyumak da lazım tabi..
0

mayısın son günlerinde mayısa dair birkaç not

*başlığı sonradan koydum da bir irkildim ne garip,çok hızlı geçiyor... hadi başlayın siz ben yazdım bile:)

merhaba
Uzun zamandır yazmıyorum.Zaten aynı monotonlukta ilerlediği için çok da ekstra bişey yok.Yazabileceğim tekşey rüyalarım oluyor çoğu zaman.Bir de tabir sitesine link verdim mi tam olacak,herneyse;
uzun zamandır kendi başıma amaçsızca dışarı atıp güzel havanın keyfini çıkarmamıştım,her ne kadar güneş beni rahatsız eden bi etken olsa da deniz kenarında çayın elinde ,kucağında kağıdın kalemin ,daha mutlu olamam diyebiliyormuşun,dolmabahçe sarayına kendi sergimi görmeye gidip kapıda kalınca sinirlerim bozuldu ,sarayın girişinde bir çay bahçesi var ,son derece güzel bir yer rahat rahat istediğini yapabiliyorsun,orda baya bi zaman geçirmişim , eve dönme insiyatifi senin elinde olunca zaman büyüdükçe büyüyor keyfi arttıkça artıyor... ben bunu yapayım sıksık evet evet, hem de verimli bi çalışma oldu mekan çizimlerimle
evde şu teknoloji harikası bilgisayar yüzünden de olsa gerek içimden gelmediğinden de çok iyi işler çıkaramıyorum
fakat bugünkü gaza gelişimi anlatmalıyım
eski dönemlerden şuanda baya iyi yerlere gelmiş olan bir grafiker insan aklıma geldi ve internette son yaptıklarına bakayım dedim,küçümsemekten değil de ne var bende yaparım evet evet yaparım tabi moduna girdim ,tüm işlerine baktıktan sonra tableti aldım fotoşopumu bir de müziğimi açınca benim sıksık bu şekilde gaza gelmem gerektiğini farkettim
sanırım bu yaptıgım bilgisayarda çizdiğim en anlam yüklü olan ve en başarılı portreydi,bunu unutmamalıyım
onun dışında hala mezunu sayılamadığım fakat gitmeyi unuttuğum lisemin yıllık kapağı tasarımıyla uğraşıyorum ,uğraşmak derken tam bir beyin fırtınası karar veremiyorum birşeye,tam hah evet bu iyi fikie diye çizim taslağı çıkarırken daha iyi bi fikir aklımı çeliyor ve çizim bir anda yön değiştiriyor,ne zaman bırakacağım bilmiyorum
son olarak da
öss hedesine az kaldı 20günden az netlerime güvenip çalışmıyorum ama acaba açıkta kalırmıyım diye de düşünmeden duramıyor insan :)yok ya sanmıyorum ,dimi..evet evet
iyi geceler
0

marya

... Bu insanlar,bu gök bu deniz,
bu yer
Birer birer kaybolmaya mahküm,
birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde
susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz
Nasıl, ağlıyor musun marya
Sil gözlerini
sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya... bekir sıtkı erdoğan(marya)
0

keyf

Geceleri şehrin sessizleşmeye başladığı saatlere bayılıyorum.
Camı açarım uzaktan uğultular gelir birkaç araba geçer ardarda,sonra sessizlik,serin bir hava girer içeri ama rüzgarsız,içerde çok çok kısık sesle bi müzik çalar ama duyamam onu pencerenin kenarında otururken.Önümde defne ağacı hafif hafif salınır bir sağa bir sola.Ya kahvemi alır ay ışığının odama girmesi için perdeleri açar keyif yaparım,ya da aklımdan inanılmaz bir hızla geçen cümleleri yakalamaya çalışır oturur bir tütsü yakar yazmaya başlarım.Eğer radyo açıksa dj son derece yumuşak veya belki de erotik diye tabir edilebilecek,biraz da uykulu bir sesle sonraki 3-5şarkıyı birden anons eder ve birkaç söz söyler hüzünlüsünden.
Bir de küçük masa lambamım altında resim yapardım eskiden sabaha kadar,nasıl zevkli olurdu o resimler,şimdi o kadar eğitim aldığım halde o zevki alamıyorum bir türlü,neydi acaba bu keyfi veren insana,her ne ise ,tekrar bulmak istiyorum onu ...
0
diğerleri....yetinmektir güzel slogan..mieleye ait
0

abuk subuk rüyalar volüm bin beşyüz

Yine savaş yine savaş,nedir bu anlamadım.Sabaha karşı cin olduğu söylenen siyah kıyafetli, zayıf, siyah uzun saçlı bir kız gördüm.Dağın tepesinde bir taşın üzerine bir oturuyor bir kalkıyordu.Orada yaşıyor gibiydi ama onu ben ve kuzenim dışında kimsecikler göremiyordu.Sadece biz birilerine söylediğimiz zaman o kişinin görebileceğini farkettim.3. Olarak yakın bir arkadaşıma söytlüyordum kızın orada olduğunu ve cin olduğunu ,o da bunun üzerine,cin lafının sadece 3 ağız değişmesi gerektiğini söylüyordu.Sanırım daha fazla bahsedilmesi kötülük getirirmiş.Cini bir ara avşada eski evimizde görüyorum.Zaten o gördüğüm tepe de oranın tepesi ve arkadaşlarım da orada yaşayan insanlardı.Evin içinde garip bölmeler var oralara girip konuşuyoruz nedenini bilmiyorum cinden korktuğumuzdan mı yoksa başka birşey mi...
Bu böyle sürüp giderken yine aynı yerde bir anda denize bir bomba düşüyor.Siyah dumanlar çıkıyor.Evimizin oraya gelmezler diye düşünürken bir anda ateş açıyorlar bize doğru.Karşımızda dayım ve yengem piknik yapıyorlardı bundan önce ,kuzenim de karşı komşumuz göya köpek almış,onun köpeğini seviyordu.(gördüğüm de daha önceden kuzenimin çok korktuğu bir köpek)tam bu sırada ateş açıyorlar,yine de çok fazla korkmuyoruz ,uçaklara bakıyorum,kırmızı kuyruk bölümleri var beyaz renkteler ama kanatları yok,uzay gemisi gibi küçük birer.Ateşten korunmak için içeri kaçıyoruz.Yere çömeliyoruz ,saklanıyoruz vurulmamak için.Annem içeri girmeden önce bir laf ediyordu yanlız.Şöyle bişey "korkak sanacaklar bizi hemen kaçmayacağım" gibi bişey.Hiç beklemediğim bi laf bu çünkü kurşunlar yağıyor üstüne.Bir süre sonra sesler biraz kesildiğinde dışarı çıkıp bakıyorum dayımlardan eser yok,karşı komşular da hala panjurlarını kapatmaya çalışıyorlar.Sanırım böyle bitiyordu.
Bir bağlantı kuramadım gerçekle.Sadece cin görmek kötülük habercisiymiş,hadi hayırlısı ..
0

the limon

Rüyamda savaştaydım bu sabah,bir bebeği kurtarıyordum ve ilgisiz annesinin önüne koyuyodum kedi yavrusunu koyar gibi,ilgilenmiyordu kadın...

Bugün garip garip hayaller kurdum.



Eve gelince limonata hariç içecek bişey yapamayacağımı fark ettim.Buzdolabını açtım.Limonlar oradaydı.Hepsi birer katil gibi yüzüme bakıyordu.EVET.Hangi gözüme zehirli sularını fışkırtacaklarını düşünüyorlardı muhakkak.İçlerinden enn iri olanı seçtim.Artık elimdeydi elebaşı...Hiç bir savunması yoktu.
Bıçağı tam kalbine sapladım.Kanlar akmaya başladı.İşlediğim cinayetin izlerini yok etmek için mermerleri sildim.Hiçbir iz kalmamalıydı.Zanlı olduğum, mermerde katil limonların bıraktığı zehirli sıvısının bulunmasıyla çok kolay anlaşılabilirdi.Bu yüzden zehir, mermere zarar vermeden izleri silmeli ve olay mahalinden kaçmalıydım.Önce cesedi tanınmayacak hale getirmeliydim.Karnından bacaklarını iyice ayırdım.Bıçağı temizledim.Orada gördüğüm ilk delici aleti aldım.Fişe taktım.Cesedi parçalamalıydım.İç organlarıyla derisini ayırdım.Kanları her tarafa bulaşmıştı.Bezle temizleyemeyecektim bu zehirli sıvıyı artık.Bir kaba koymaya karar verdim.Önce sıvıyı bardağa koydum.Sonra parçaladığım iç organlarını tekrar bedenine koyarak çöpe attım.
Nasıl bir ölüm olduğunu anlayamacaklardı.Kanı çekilmiş.İç organlarının yerleri değişmiş ayva biyiklüğünde ve iki parçaya ayrılmış dev bir limon yüzünü ekşitmiş yatıyordu çöpte.Kanları sarı renkliydi.En sonunda ne yapacağımı bulamadığımdan yok etmek için içmeye karar verdim.Daha önce bu zehirin şekerle etkisiz hale geldiğini duymuştum.Biraz da su koydum içine, kolayca yutabilmek için.Karıştırdım.Etraftaki tüm alet edevadı iz kalmayacak şekilde temizleyip yerlerine kaldırdım.
Şimdi bilgisayarın başındayım.Adına limonata diyorlarmış bu limon katlinin.Son yudumu da aldım.İçim buruk (ağzım) ...ama pişman değilim!
0

ara

Bu zaman dilimini yazmam gerektiğini düşünüyorum aslında,belki hayatımın en tatlı anıları olmaya aday olan bu günleri yazıya dökmeyi kaçırmak, çok keyifli sayılmaz.
Aslında sıkıntılı bir dönem evet, aynı zamanda da ilk kez "kendi" hayatıma sağlam bir adım atma çabası benimkisi.
Bugün bi kaç eski arkadaşım bana, çok hırslı olduğumu duyduklarını söyledi.
Hayır efendim hırslı değilim sadece...biraz şeyim şeyy....kelime tam olarak karşılamalı bunu ;azim olabilir evet azimliyim ama hırs yok
Hırs iyi bişey mi ona da karar verebilmiş değilim ;ama insanlardan hırslı lafını duyunca hep kaçmaya çalıştığım, şu at yarışı misali yapılan sınavlar geliyor aklıma ve "ay yok canım ne alakası var tövbe tövbee haşaaa " demek geçiyor içimden.Ben hep bundan kaçmaya çalışırken hırsın gelip beni bulması çok korkutucu.

Çizim konusunda çok bariz problemlerim kalmadı, bu yüzden biraz rahatım.Keyif almaya bakıyorum artık yaptığım işten,ne kadar rahat olursam ne kadar amacımı düşünerek çalışırsam o kadar iyi çıkıyor ,tamamen psikolojik birşey.İnsanın ruhunu kağıda yansıtması beni çok şaşırtıyor.Son derece büyülü bir olay benim için.Bir şey daha farkettim.İnsanın çizeceği konuyu hayal edebilmesi kalemi tutmaktan önce geliyor.Hayal edebildiğim herşey iyi kötü çıkıyor ama ne zaman ki hayallerim tıkalı kalsa işte o zaman boş kağıt beyazlığıyla gözümü almaya başlıyor.
İşte durum raporu bu ara biraz daha yavaş tempo gitmeye karar verdim.Sıkılmak istemiyorum.Sanırım böylesi daha iyi ...


not:Sanırım yakında bir daktilo sahibi olacağım.O zaman şu blog hedesine belki daha farklı bi boyut kazandırabilirim.:D
0

hoppala

Garip başladı gün.Daha doğrusu başlamadan garipti.Anlamsız bir sıkıntı var havadan mı bilmiyorum ,halbuki mutluyum..neyse
Geceden bilgisayarı birkaç şey için açık bırakmıştım,sabahın bir körü kendiliğimden uyanınca onu kapayıp tekrar uykuya daldım ve korkunç rüyalar silsilesi başladı.
Sınav haftasıyla çok ilgilenmediğim halde rüyamda sınav haftasınds sınavlardan boğuluyordum bir arkadaşımla sınavlar hakkında konuşuyoruz fakat bu beni inanılmaz sıkıyor sürekli sınav oluyoruz aralıksız ve bir süre sonra bunun da bir rüya oldugunu ve gerçekten sınav olmak üzere uyandıgımı görüyorum ta ki bunun da bir rüya oldugunu anlayana dek
daha sonra iki tane çikolata gördüm bağımsız bir şekilde ne demek acaba ..hımm ama hoştu
gün yine de güzel başladı ama sonlara doğru içim sıkıldı ,nefessiz kaldım yine ,dediğim gibi hiçbir sorun yok ama mutsuzluk hastalıgına kapılmış gibiyim ..niçin böyle oluyor bilmiyorum,okuldan çıktım ev alışverişi için markete girdim ama herşeyi aldım markalarına karar veremedim bıraktım bi daha aldım bıraktım filan sonra 3 paket kahve alıp çıktım bunaldım filan

şu an baya iyiyim,zıpzıp modundayım vakit öldürüyorum az önce çizdim hatta...herşey iyi gidiyor yani.. bozulmacak dimi..evet evet :D
0
ne içimde tutabiliyorum
ne de üzülmene dayanabiliyorum pamuk
geçecek hepsi yanımda kal
boğmayacağım bir daha kimseyi abuk sorunsallarımla
söz vermeye çekiniyorum ama içimden gelen
bu..
rüyam
0

s.o.s.

acaip bi sinirlilik uyumsuzluk asilik sözkonusu aynı zamanda da garip bir yorgunluk halsizlik her an..bir türlü rahat edemiyorum
sinir sistemim çöktü sonunda ehi ehieihi hi hi iii böhüeaaaa :S bunu da başardım:)
0
düşler için bir başlangıçtı. bilinç altına
merak ediyor ne kadar anlaşılabilir olduğunu
kaygı var oldukça, diğer insanlara karşı
ama değerleri de var ,asla vazgeçemeyeceği






yeni görünüm:)
0

yansıtmalar 2

Tutkuların,bağımlılıkların kölesi olmak korkutur,utandırırdı.Farklı olma "çabası" bir başkaydı,çünkü yoktu. bu dünyaya ait değildi farklı olmak.
çok düşünüyor ,şimdi ucuca ekleyemiyor,düşünceler üstüste yığılıyor, hep üstten çekiyor.Alttakiler çürümeye yüz tutmuş;
korkular zevkler acılar endişeler "aslında" lar "sadece" ler yanlızlıklar.
Hepsi.

...

Acıyı,ateşi sever ,taparcasına.Şiddet bir zevk unsuru belki de,ama güvene ihtiyaç duyar.Korkmaz değil, çok korkar,tehlikeleri anlıktır ve geceleri gelir sadece;yanlızken.
İçini serinleten güvene ihtiyaç duyar evet,kurumuş çorak topraklar misali çatlamış,kanamış, kırmızı renkli dudaklarının suya ihtiyaç duyduğu gibi bir ihtiyaç.

...
Her zaman istediği tek şey sessizlik,ama kalabalığın boğuk seslerini de sever;sadece geceleri ve loş ışıkta
...
Rüyasında gördü yüzünü,adeta gerçek,inanılır gibi değil, tutkuyla uyandığı;dudaklarına konmuş yumuşacık sıcak bir öpücük ve tam iki yıl sonra
oldukça erken ,kıyasla diğerlerine,
oldukça geç ,kendine göre ama mükemmel
kabullenir,arzularına kaygılarına kaptırıp gitmek varken

haz
seviyor
seviyor bırakıp gittiğinde kendini
hayran olduğu; hayran olunmuşluk
hiç inanmaz çekici olmasına,kendisinin
bakamaz kendine
rahatsız en baştan beri
saf ruhu veya saf bedeni olsa
keşke,
sadece.

Yine çelişiyor kendisiyle,kendini kaybetmek, her an çalabilecek bir alarmlı saatle birlikte olmak gibi
Ruhuna dışarıdan bakmak ve bütünleşmesi ikisinin asıl dayanılmaz olan gerçekler gerçek dünya ve yaşamak

kendi gerçeklikleri var
hayalperest bunlara inanır
inancı doğru mudur ki doğru olana göre?
0

yansıtmalar 1

Hafif puslu ama güneşli hava,rahatsız bir ruh hali,izlediği filmden fazlaca etkilenmiş olsa gerek-hep etkilenir zaten-,eğri büğrü kıyafetler..
tarayalı uzun zaman olmuş saçlarını

...
yolunu alabildiğince uzatıp hedefine ulaşma yolunda alabildiğine zevk alma çabası,mutsuzluk,ağlamaklı olmak ve bundan keyif almak
zıt duyguları bir anda yaşıyor,aslında yaşamıyor ..sorguladığında kendini,hedef için kendini kandırdığını huysuzluk ettiğini anlıyor

...

aynalardan kaçmak,korkmak kendi görüntüsünden,aynı zamanda nefret etmek ve aşık olmak kendine,sevdiğini çirkin görmekten korkmak,yani kendini,kompleksler...

...
amacına ulaşınca o şizofren duyguların tekinin kaybolduğunu görmek;mutsuzluk
oturmak..saatlerce
çizmek, vazgeçmek ,araştırmak ,isteksizliki,koklamak,yazmak,tatmak,hissetmek,okumak
-yazmak tatmak koklamak ve hissetmeyi seçti arasından-

...

çirkinliğini,pespalığını sevmek,çekici bulmak ve iğrenmek başkalarından arındığında beğenir kalabalıların içinde iğrenir,durmadan değişir..durmadan,sabit olmak istedi pozitif yönde

"karanfil kokusu"
bir yudum alırken kahvesinden sordu kendi kendine ilk aklına gelen kelimeyi
"acı" çıktı dudaklarının arasından tek kişilik diyaloğunda,kahve kokusu sinmişti kalbine,aşkın kokusuydu ..veya yakın bir esans, o zaman aşk acıydı evet aşkı öyle sever acıyken sevmek de değil, ip söküğü gibi gelir ardından aşkının acısı
...
utangaç,çekingen ama belli etmez-aklı sıra- ama görüntüsü içe kapanık dışarıdan baktığında belki biraz da sevimli ama hep yorgun gözler
...
hala rahatsız,tatlı dumanlar uzun zamanların ödülü bedenine aynı zamanda cezası
ilk nefes şehveti, insan bedenine dayanmış bir dudağı anımsattı,hissetmek içten,içinde,mide bulandırıcı derecede açık aynı zamanda saf ve masum ama sadece hoşlandığı için öyle olmaktan
...

boyun eğer,sürekli...kabullenmeyi daha kolay bulduğu için,rahatına düşkün olduğundan değil,korkaklığından değil


acı olduğunu bile bile tadına bakar,yaşamak önemli olan,yaşamamış olmamak için sadece ,şehvetten değil


hayata tatlı baharat kokularının arasından,beyaz bir bulutun gerisinden bakıyor herşey bir adım uzağında tahmininden daha çok "yaşadığı" için yorgun düştüğü için ve yorgun düşmek için çok küçük olduğu için
bilmediğinden değil

bile bile attı kendini tehlikeye,pişman değil,zevk aldı bundan,aylarca...senelerce...

...

bağımlıydı tutkundu herşeye
geçmiş zaman kullanırdı cümlelerine,"yaşandı bitti"den değil "düşündü-geçti"den dolayı
bir an öncesi
bir an sonrası veya saniyeler
geçiyor...
hala geçiyor
0

hehey :)

sonunda bir restorant tasarlayabildim,bitmeye yaklaştı,mutluyum ,şimdi yatağa gitmek vakti..geçti bile
0

her zaman olduğu gibi

O kadar çok hayal kurmaya başladım ve o kadar çok rüya görüyorum ki gerçeklerim, rüyalarımın molalarına dönüşüyor.Dün gece rüyamda, elinde ekmek bıçağı olan bir adam sol yanağımı kesmeye çalışarak beni tehdit etti.Ama ne için olduğunu hatırlamıyorum.Yine de o kadar gerçekçiydi ki . O bıçağın soğukluğunu resmen yanağımda hissettim ,tam üç kez ve sabah kalktığımda yanağımı yokluyordum.
Gün yine kitap okuyarak geçti,(sınavlar vardı,sıkılıp çıktım yine,ah bi dayanabilsem ...) Aslı Erdoğan'ın mucizevi mandarinini ve ermeni sorunuyla ilgili bir kitabı okuyorum.Son derslere doğru,bi paket djarium alıp kahve içip akşama kadar kitap okuyayım dedim bir yerde,ama üşendim,üşenmek garip oldu aslında bundan vazgeçip bir saat yürüdüm eve.Çok canım istemişti halbuki ben de bi garibim...
Eve geldim kimse yoktu,çizmek istedim ama canım istediğinden değil o suçluluk duygusunun ekşi tadını duymak istemediğimden sadece,biraz bişeyler çıktı ama ,yine bitemedi,herzaman olduğu gibi.
0

rüya

ben bir sürü hiçbişey için zaman istiyorum
kibrit kutusundan oyuncaklar yapayım
kitaplarımı kaplıyım
hayat bilgisinden nefret edeyim
çarpım tablosunu ezberliyim en baştan
bilmiyormuşcasına
sokağa çıkayım ellerim kapkara olana kadar oynayayım kömürlerle yara olsun ellerim,
düşeyim de, kalkayım sonra
top oynamak için camına sesleneyim arkadaşımın
kapısını çalayım utana sıkıla
oynayayım koşayım
eve geleyim, annem azarlasın beni arka mahalleye gittim diye
ellerimi sabunlarken acısın yaralarım ,
yorgunluğumun çıktığını hissedeyim ayaklarımdan,
yenmeyen kestaneleri sırf güzel göründükleri için toplayayım,
deniz kabukları biriktireyim ,
cam kavanoza taşlar koyup su doldurayım içine
güzel gözüktüğünü sanayım

kardanadam yapayım ellerim kıpkırmızı olup soğuğu hissetmeyecek kadar donsun
gece dışarı çıkmak ayrıcalığım olsun
sonra uyanayım ,bunların hepsi bu gece rüyam olsun
0

geometri

devinim,devinimler
sürekli aynı ..büyük büyük daireler tek farkı
daha büyük daha geniş daireler çizerek,dönerek,
dönerek etrafında,
daha büyük daireler
başa döne döne, üzerinden geçe geçe daireler ,
her seferinde daha da kalınlaşan izler,belki histerik bi kaç çığlık
devinimler küçülür,daha küçük daireler
sonra bir dikdörtgen,köşelerine vura vura kendini ,çarpa çarpa köşegenleri arasında
bir kare
sonra bir üçgen ve daha minik ,minik ,küçülerek daha da fazla
sonra düz bir düzgün
düzgün bir çizgi üzerinde devam eder
ip cambazı
cambazı
sonsuz ip
sonsuz ipin üzerine düşene kadar
ip sonsuz... uzun çok uzun
uzun aslında
göremedik ki.
ne var ipin ucunda?
0

hımm hımmzz

sonunda bitti
aylardır okuduğum kitap simone de beauvoir ın konuk kızı sonuçlandı şok oldum oha filan oldum ama sıkıntılı günler geride kaldı...boğucu bir atmosferi vardı kitabın...yoksa çok iyi işlenmiş sevdim

şimdi sırada aslı erdoğanın kabukadamı ve farklı yönleriyle ermeni sorunu adlı kitaplar var
siyasetten pek anlamam bunun eksikliğini duyuyorum çoğu zaman...belki de bildiğim şeyler tam otumadı kafamda ondandır (gerçi devlet adamları bile anlamıyorken benim anlamam saygısızlık olur şimdi,aslında evet onlardan daha iyi anlıyor olabilirim...yine de tevazuyu elden bırakmamak lazım :D )sonuç olarak pek ciddi birşeyler okumadım bunun hakkında,şimdi sıra siyasette ...
okuyalım görelim neymiş şu sorunsal
beni bekleyin anacııım
0

boşluk

Bayadır yazmamamın nedeni ;sadece zevk için birşeyleri yapmak (yani resim) beni rahatsız etmeye başladı.Düşünüyorum,ilerde olası yapabileceğim işler aklıma geliyor. Şu an yaptığım şeyleri topluyorum kafamda.. ve dünyada meleğin yaptıgı ve yapacağı işi yapmayanlar olmasa da olur ki düşüncesi beni çok sıkıyor.Umarım yakında bir çıkış yolu bulacağım.

...

Burun kemerini yapamıyorum insan ilginç bir yaratık , bir de gözler şaşı oluyor ,insan karşısındaki bir insanı nasıl kopya eder ki ...doğa üstü birşey bu.Ayrıca bunu yapmasına ne gerek var,fotograf var ya...tekrar çizmeli ve tekrar ve tekrar ve tekrar muhteşem olan resim değil,insan bedeni
sonra bile bile bozmalı tüm yaptıklarımızı ve bozmalı ve bozmalı

açıkcası resimden o kadar çok etkilenmiyorum,fotoğraf beni daha çok etkiliyor,

garip

her an herşeyi bırakabilecek gücü kendinde bulma düşüncesi...
bi gelir bi gider
neyse
0

he is the man that you love

Free Image Hosting at ImageShack.us
:)
0


adopt your own virtual pet!
0

40.saat

Sabahtan akşama sonra sabaha sonra akşama ...hepsi aynı günmüş gibi sanki.
Bayadır sabahlamıyormuşum garip hissettim, sanki gün hiç batmıyor gibi aynı günü yaşayıp duruyorum saatlerce,gün aydınlanıyor kararıyor filan falan.
...
Okula Estonya'dan gelen kız, ülkelerinin çoğunlukla 6saat gün ışığı gördüğünü söylemişti düşündüm de günün saat 3 te kararması pek zevkli olmazdı,geceyi sevsem bile o kadar kaldıramazdım sanırım.
Yavaş yavaş uyku gözlerimi kapıyo artık.
:).
0

hasta olursan ölersin

-neyin var!?
-eaa şey ben hasta...benim üzerimde çok yorgunluk ,halsizlik var,ne bileyim ilaç filan yazarsınız sanmıştım ben :S (hani öküz herif dövmesen de bi muayene etsen filan)
-ha vitamin filan mi istiyosun,benim için hava hoş valla.. yazdım bile
-ıı ne bilim(doktor olan sensin lan salak bi yüzüme baksaydın ilacı yazmadan evvel)...peki (ve muayene adam yüzüme bile bakmadan 10sn içinde biter)
-ben bugün burada muayene(!) olduguma dair bi kağıt istiyorum
-reçete yazdık ya sana
-onu okula veremem
-üzerinde bugünün kaşesi var git fotokopi çektir.
-okula vericem diyorum!!okul kabul etmez onu.
-bana ne?sevkli olsaydın filan yazabilirdim belki,ne yani şimdi benden rapor mu istiyosun bide?
-resmi bi kağıt istiyorum mümkünse......
-ne yazcam ona? geldiee sohbet ettik gitti burdaydı yani ..filan mı
:S(hayatımda hiç o anda oldugu kadar sinirlenmemiştim yazarken bile ellerim titriyor)

Cevap bile veremeden , adamın daha fazla saçmalamasına tahammül edemeyip çıktım.Kendime gelmeye başladığımda kadıköye kadar yürümüştüm.
Bu olay hani diğer hastanelere göre iyidir öyledir böyledir gibisinden gitmeyi tercih ettiğim GATA Haydarpaşa'da dahiliye bölümünde bu sabah oldu.Hadi kendimi geçtim orada baktıgı diğer yaşlı ve çok hasta insanlara da böyle muamele yapılıyorsa... sinirimden şu saate kadar boş boş baktım midem yandı ,ne kadar kolay bu insan hayatınla eğlenmek ,sabahın bi köründe sıra bekliyorsun saatlerce ve gördüğün muamele...inanılmaz tebrik etmek ,ödül filan vermek lazım.
Bir daha zor doktora giderim ben..
0

kırmızı mı mavi mi?

Ancak 3 gün dayanabildim.Eve gelirken çok susadım ve karar verdim evet soğuk da olsa içecektim onu.. markete girdim "kafeinli içecekler"reonuna bakarken üzerinde 40saniyede hazır yazan bir kutu gördüm."La nası ki bu ?"dememle satın almam bir oldu.


Bahsettiğim şey hazır kahve ...3gündür müthiş sağlıklı yaşadığıma kendimi inandırmış olsam da o garip şeyi görünce dayanamadım.
Heralde mikrodalgada ısıtılıyor diye düşünmüştüm ama ısıtmak için bi araca ihtiyaç duymuyormuşuz ..bunu pakette okuyunca capon çizgifilm karekterlerininki gibi kocaman oldu gözlerim :)nasıl olabilirki bu ehe diye hepsini bir çırpıda okudum ,meğersem bardağın dibinde ve etrafındaki katmanın arasında sallandığı zaman ısıya dönüşen bir kimyasal madde varmış ,kutuyu sallayınca ısınıp sıcak kahve oldu.Bana da bön bön bakıp içmek düştü.
...
Geçen gün de okulun kantininde oralet istediğimde adam bana boş bardağın içine sıcak su koyup verdi ve bardak eriyip köpürerek kendiliğinden oralet oluşturdu.İçinde mink bi hazne vardı heralde algılayamadım ama toz yoktu ondan eminim.

Yemek olarak tablet yemeye başlayacağımız günler uzak değil ben söyliyim.
Onun için hazır varken bolbol türk kahvesi içip iskender filan yiyelim diyorum :D şişme döner plastik mantı görürsem hiç şaşırmayacağım ..e tabi ,önyargılı olmamak lazım ..
0

dicital rullaz!

Beklemek yok merak etmek yok çıktı çıkmadı kötü çıktı yok masraf yok yok da yok...
Atın... atın ...eski makinelerinizi atın!...
Sabah sabah sinirlerim bozuldu .
Teknolociyi seviyorum evet evet bi makara filmi bozuk kimyasal yüzünden yaktığım için dijital makineleri daha çok seviyorum.Yaşasın dicital ! Bırakıcam bi gün karanlık odayı ,evet evet ,alacam dicitalimi çataçuta çekicem.Gerçi ilk kez film yakıyorum ama olsun.Tam film tankını açtığımda ,umutla baktığım makaradan hiç bir görüntü çıkmaması kadar korkunç bişey yok.
Kaderinn bitmek bilmeyeeeğnn oyunu mu buuğğğ?

İhanet ediyorum sanırım 3 yıllık makineme
0

makyazzz

1800lü yılların burjuva kadınları soluk tenin ne kadar çekici olduğunu keşfettiler,ayrıca beyaz soluk ten kadının çalışmadığının,tüm gününü evinde geçirebilecek ,çalışmak zorunda olmayacak kadar parası olduğunun göstergesi olduğundan bir güç,zenginlik simgesiydi aynı zamanda.Bu görünüm için evlerinde kalın perdeler kullanıyor,neredeyse hiç güneş ışığı görmüyorlardı .İlk ciddi makyaj kullanımı da bu zamanlar başladı.Kadınlar kendilerini beyazlatmak için sirke içip temiz hava soluma seanslarıyla girişti renkleriyle ilgilenmeye.Daha sonraları birazcık yanaklarını renklendirmek için ruj kullandılar bu tombalak güzel ablalarımız.Ancak bu da yetmedi.Beyazlıklarını belirginleştirmek maksadıyla yaptıkları en uç nokta ise tenlerinin ne kadar şeffaf olduğunu vurgulamaktı.Ne kadar ince yumuşak ve beyaz tenleri varsa o kadar şeffaf olacak içinden damarları görünecekti.Bunun için de kadınlar damarlarının üzerlerinde yeşil-mavi renkli boyalarla geçmeye başladılar.
Ve makyaj başladı.
Bunu anlatmamın nedeni dün hayatımda ilk defa fondoten ve allık sürünmüş olmam ve bunu da baya yadırgamam.Fotoğraf çektirmek için gittiğim yerde makyaj yaptılar dün akşam ,insan ne kadar değişiyormuş.Hiç hoşuma gitmedi,ben de insanlar niçin yapıyor bunu diye biraz bakındım ve ortaya çıkışına ait bulduğum şeyler de bunlar ...Şimdi o "cadde"nin güzide bayanlarının nasıl öyle göründüğünü daha iyi kavrıyorum :) artık beyazlaşmanın değil de tüm gün tarlada çalışmış gibi kararmanın moda olduğunu da göz önünde bulundurursak insan böyle zenci bile olabilir.Sanatçı olmak lazım zor iş .

Hı bir de kaşındırıyo :)
0
Az uyuduğum günler normalden çok daha rahat kalkıyorum neden acaba..
ama o gece zor oluyor :) aynen şu an olduğu gibi..
yıllığa kullanacağım fotografı gidip çektirmeye karar verdim,fotoğraf çekilirken gözlerim kayıyor kendim yapmaya çalıştım ama sıkıldım ..bisürü sorumluluğumu attım üzerimden,bakalım insanların bana ne kadar ihtiyacı varmış ...kafam rahat procelerim var bir yığın da yapmam gereken çizim,ama şimdi dinlenme vaktieeaayy namnam nam iyi geceleev
0

fenerbahçe 2 melek 0

Her şey sabah saati 7ye kurup ancak 8e çeyrek kala yataktan çıkmamla başlamıştı.(Gregor Samsa misali, bir hamam böceği olarak kalkacağım birgün yataktan diye ödüm kopuyor .)Son derece keyifli kalktım,akşam açık bulduğum marinadaki migrostan aldığım çikolatalı pudingi,sakladığım yerden (resim çantamdan) çıkarıp mutfağa gittim.
Henüz evdekiler uyuyordu o vakit ben koyuldum kek karışımını hazırlamaya..Bir yandan da olası bir baskına karşı etrafı toplu tutmaya çalışıyor idim.Ancak evdekiler uyanmakta ve süprizimi berbat etmekte gecikmediler...Bugün annemin doğumgünüydü.
...
En güzelide annemin yaptığım kek için " mileeek üst kısmını kapa fırının bak sonra yanıyo içi pişmiyo tamam maaaa? " diye söylenmesi olsa gerek.
Her ne kadar "anne yaa süpriz(!) doğumgünü pastana karışma bari ya böhüeeeeee "diye ağlansam da artık iş işten geçmişti.Babamsa hala kahvaltı hazırladığımı sanıyordu ve annemin doğumgününden habersizdi.

Tam anlamıyla bir süpriz yapamamanın ezikliği içinde pastamı tamamladım.Babam mutfağa kafasını uzatıp da pastayı görünce nihoha benim doğumgünüm değil valla ehiehi diye gülünce biraz sinir oldum...sonra geçti.Üzerine bir adet mum dikip "anneeaaaa geliyonmuu" diye çığırdım.Dileğini tuttu hüfledi şirin şirin.Kutlaştık, koklaştık ve ona 26 yaşına girmenin nasıl bir duygu olduğunu sordum:) çünkü öyle düşünmekten hoşlanıyor..
Bundan sonrası benim için her zaman olduğu gibi Kadıköy'de geçen güzel bir pazar günüydü .Maçlarla gerçekten hiç ilgilenmediğim için fenerbahçe stadında maç olduğunu yine önünde gördüğüm panzerler sayesinde algıladım öğlene gelirken saat.Ama tam olarak ne gibi bir durumla karşılaşacağımı algılayamamışım.Akşam oldu,dolmuşa bindim ki eve erken gelirim diye..Stadın önünü yayalar geçsin maksadıyla kapamışlar ve yolu stadın arkasına vermişlerdi yine çoğu büyük maçta olduğu gibi . Saatte yarım kilometre kaplımbaa hızıylen Kızıltoprağa kadar geldik,ve yine bir trafik keşmekeşi daha ..
...
En sonunda evin oraya vardığımda midem ağzıma gelmişti durup kalkmaktan "ışıklardeaa" diyebildim ama adam anlamadı. Ancak yanımdaki amca duymuş, sağolsun kapıyı açarmısın kardeş dedi de dolmuştan attım kendimi aşağıya... Yağmur yağıyordu ,midem bulanıyodu, ıslandım ,üşüyodum ,ayakkabılarım ayağımı vurmuştu ve gözlerimin içini hedef almış saçlarım bir oraya bir buraya dağılıp duruyordu.Sokağa girip koşa koşa eve gittim ayaklarım ıslanmış olduğu için topuklarına sürten derinin de etkisiyle iyicene acıtmaya başlamıştı .Eskiden olduğu gibiydi herşey ...annem X saatte evde ol derdi de ben Xe 5dakika kala olduğum yerden çıkar koşa koşa eve girerdim .Sırf surat asmasına dayanamadığım için.Bu sefer sokakta durmaya fazladan bir saniye bile katlanmak istemiyordu canım...Bunun için koşturuyordum ama sahne aynıydı:)
Geldim kurudum mutluyum


2-2bitmiş maç ... o da iyi..peh
0
Yine zar zor ite kaka(kendimi) kalktım sabah.Cumartesileri bana tatil olmadığı halde garip bi rahatlık oluyor üstümde.Hala anlam veremedim bir kez bile 10dakika önce gidemedim şu atölyeye.
7saat civarı çizdikten sonra etrafta mor lekeler görüyorum o yetmedi bir de eve gelip tablette takıldım 2saat.
Dün Corel painter ı indirdim netten.Tabletle el çizimi yapmak için tasarlanmış bir program,renklendirme aracısı:)Çok fazla brush ve boya seçeneği var bir türlü bırakamadım uyku düzenim (!) bozulacak gibi görünüyor.Photoshopta ne yapıyormuşum ben bundan önce ona anlam veremedim..çok tatlı bi program
3

neyişlemeyşggulsüüüz?

Aklımda buraya hergün yazmak vardı ama bunu yapamayacağımı 3.günden belli etmiş oldum dün:) Öyle yorulmuşum ki (aslında fiziksel yorgunluktan öte bir yorgunluk ,kafamın rahat etmesine izin vwermiyorum bir türlü )bugün yazmak için dün ne yaptığımı düşünmem gerekiyor.
Hımm sabah yine okul arkadaşımın telefonu sayesinde uyandırılıp 5dakika içerisinde kapıdan çıkmış olmalıyım.Ve yine son saniyelerde okulun kapısından girip,sınıfta yerimi almam da olası..
Göçebe hayatı yaşadığım okulda, sevgili yönetim bize bir derslik ayırmayı çok gördüğünden dolayı bölüme özel dersleri boş bulduğumuz yere(!) girerek yapıyoruz.
Bazen bu bi toplantı odası ,bazen bir bölüm odası bazen de o sırada kullanılmayan bir sınıf oluyor.Dün de alan dersi için bir yer bulduk ve 4saat üstüste olan bu derste elime güzel bir kitap geçti.
Adı "Ölü Filozoflar Kahvesi"
ilk duyduğumda "ahahah Ölü Ozanlar derneğinin de mi kopyası çıktı türktür kesin nihoha"tepkisini vermiş olsamda okumaya başlayınca kitap bana laflarımı birer birer ,hatta deyim yerindeyse sayfa sayfa yutturdu.
Kitapta11 yaşında bir kız çocuğu ile bir felsefecinin un felsefe üzerine yorumları ,paylaşımları, birbirlerine verdikleri dersleri konu alan mektuplaşmalarını okuyorsunuz.Aslında felsefeye giriş ve ünlü filozofların bakış açılarına üntünkörü bir gözatmak amacıyla okunabilecek iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.Bunu şöyle açıklayabilirim."Felsefe"sözcüğü kullanıldığında insanın aklında oluşan ilk kavram karmaşık içiçe geçmiş düğüm düğüm düşünceler oluyor.Ancak bu kitapta Nora adındaki küçük kızın sorularının -bizimde küçükken büyük ihtimalle bir kısmını merak ettiğimiz sorular-felsefenin büyük sorularının yani temelinin olduğunu görüyoruz.Birçok filozofunda konularla ilgili düşünceleri arasında bir yolculuk yapmamız sağlanmakta.
Kısacası 4 saatin nasıl geçtiğini anlamadım,diğer derslerde de okumak ve çizmek dışında yaptığım tek eylem uyumak olduğundan bir kaç ders daha okuyup yemek molasından sonra uykuya dalmışım.Tam 100dakika boyunca deliksiz bir uyku uyuduktan sonra kalktığımda karşımda içanadolu bölgesindeki sığır besiciliğinden bahseden bir adam görmek de enteresan bir deneyim.
Saat 330-4 civarı okuldan çıkıp atölyeye geçtim.İyi birşeyler çıkacağını bildiğim halde anlamadığım bir nedenden dolayı ayaklarım geri geri gidiyordu.şimdi nedenini anlıyorum.Tembellik yapmak her nekadar yapacağım bir iş olmadığı zamanlarda da olsa bende bir rahatsızlık yaratıyor.Hatta rahatsızlıktan da öte bir suçluluk duygusu denilebilir buna.Evde iyi bir iş çıkarmadığım zamanlar atölyede iyi çizdiğimi evde çizdiğimde de atölyede kötü olduğumu kısacası enerjimin iki tarafa birden yetmediğini varsayarsak,bunu dengeleyecek bir çözüm bulmam gerekiyor sanırım.
.....
Dün saat 4 te gittiğimi söylemiştim.İşte dün o saatten beri mutfak çiziyorum :) Bugün "mutfağımızı da çiz hayatım" lafını duyduğumda şöyle bir irkildim... evet herşeyi hayal etmiştim ama mutfağı hiç düşünmemiştim.Aslında önemli bir yaşam alanıydı mutfak evde de birbirimizin üstünden birdirbir misali atlayarak yemek yemeye oturduğumuza göre ,ideal bir mutfak düşünmem gerekmez miydi?... işin duygusal değil, teknik boyutu kafamı kurcaladı.Mantığa estetikten daha çok önem vermem gerekiyor bir süre,hayal kurmaktan çekinmemem gerekiyor aynı zamanda da , evet yapmam lazım bunu.Bir de bir ara stres yapmam ve öss sınavı için çalışmam lazım ,
az kalmış ..
0

00:24.. 22şubat çarşamba

Bu gece hayatımın en güzel gecelerinden birisi olsa gerek.Bir ev kedisi olarak yaşamını devam ettiren ben,uzun zamanlardan sonra bir konser ortamına aktı.Yok yok ne bir diskodan ne de bir gece kulübünden bahsediyorum .
Efenim neymiş bu ortam.
İşbankasının düzenlediği "Renklerdeki Yansımalar"adı altında düzenlenen müzik güzelliği.(bkz.entellik değil sadece güzel müzik)
Yansımalar adlı topluluk ve birkaç müzisyenin çaldığı müziğin güzelliği bi yana,sevdiceğinin omzuna başını koyup hayaller kura kura müziğin tadını çıkarmak da ayrı bir zevkmiş .Evet ilk kez böyle bişey yaşadım ve şımardım ve mutluym ve hava atmak deniyorsa buna.. hava atıyorum :) hiheyt !!:) .İyiki gitmişim pişman değilim yine olsa yine giderim :)
ya bu ateşi söndür
ya beni öldür
yada bu kalbi bu bedenden sök...
1

start

evet cok özendim yazmaya ama ne yazacağım kime yazacağım ne amaçla yazacağım kafamda tam birşey yok, görücez :) hoşgeldim ben ..