0

başlık

*üniversiteli oldum okula filan gidecekmişim pazartesine çağırıyolar ,ne iş anlamadaım bakcez
*sonunda hava biraz serinledi ayay sonbahar bayılıyorum sonbahara sonbahar çocuuyum ya ondan mı acibaa
*buni adında bi köpekbalığı besliyorum kedimin gece hayatını bırakıp istanbula dönmeyeceğini anlayınca kendimi ona verdim
*aylık akbil almam gerekiyo sanırım güzel bişey
*gezilecek sergiler var oysaki evde oturmuş nektarin yiyip pitipiti blog giriyorum (tembel şey)
*odamı yaşanılabilir bi hale getirmeye çalışacağım ikeadan komaaacaaan bi masa alıp üzerine yerleşmeyi düşünüyorum
*duvarları da boyamak lazım ama onun için de alışverişe gitmek lazım kadıköydeki boya satan amcalar kız görünce takmıyo he he 800 milyon bi kilosu evet nasıolsaalmazbu modunda hepsi bide bitürlü güzel renk göremedim
*düzen istiyorum düzen bitürlü düzene giremiyorum büf neyse yeter bu kadar
0

aşklar içinde

Aşklar İçinde

Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yani sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacik bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulasan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
Istavritler kipir kipir dibinde sandalinin
Balik dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düsündüğüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarinda aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konustuklarini, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdüğün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aski yasamak, bir askin bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın simdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yokolmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemis olmalilar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konusan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Bastanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yillarin, yüzyillarin
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalikta, utançlarindan
Utancı bilerek yasamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz bırakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

.

Edip Cansever
0

29 ağustos 2006 günlerden salı

dolmuşlardaki insan sayısını 8 den 7 ye indirtmişler ,bugün bunu farketmeden önümdeki kadını atlayıp bindim hanımefendi sıra var dedi e yer var zaten dedim herkes üstüme atladı yok leen iki kişilik ora diye boşboş baktım
korktum sonra da utandım çünkü binip gittim napiyim 1.5saat geç kalkmıştım sınava geç kalıyodum şoktaydım zaten derken buuum kazaa ne kazası dolmuş ....:)

(daha fazla anlatamayacağım bunu midem bulanıyo düşündükçe o stresi)
vbkz: sonunda stres yaptım



* teneke kola alınca çok zor geliyo yarısından sonra içmek ama litrelik aldığımda nası çabucak bitiyo bitürlü anlamıyorum
0

hımf3

1bugün bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı
hiç bir damlasını kaçırmayacak şekilde ıslandım,yüzümden akan suyu içebilecek kadar ıslanmamıştım hiç(bkz: hiç bir yer kuru kalmayacak şekilde)

2bilmem kaç gündür müzik dinlemiyorum , dün dinlemiştim galiba, ama ondan önce de bi 2 gün filan dinlemedim ez azından,bugün de dinlemedim ,tamamen üşengeçlik

3trafikten kurtulup vapur tramvay vb. kullanmak için onyüzbinmilyonbaloncuktane takla atıyorum,(mide bulantısı korkunç bişey)
0

tuzluk mu kayık mı

şunu nahnu beyde gördüm efendim koymadan edemedim
1

fiyuuugümm paaaat fiyuuu

yaz mevsimi düğün mevsimidir ve oturduğun yer de sahile yakın olunca her gece havai fişek gürültüsü dinlemek zorundasındır
maddeler halinde sıralayalım
çünkü;
* onlar zengin
* çiftleşmelerini dakikasına 5 10 milyar verdikleri bir ışık ve gürültü şöleniyle (!) tüm çevreye duyurmak zorunda olan insanlar
* ozon tabakasını delmekten gerdeğe girme olayıyla eşit bi zevk alıyorlar
* havai fişek olmadığı zaman iyi sevişemiyorlar
* çevreyi rahatsız etmek güzel bişey
bilmiyorum daha iyi nedenler aklıma gelmiyor
herneyse düğünlerden nefret ediyorum,gösterişten nefret ediyorum ,özellikle de genç kızların beyaz gelinlik hayallerine ayak uyduramadığım için bitarafım eksikmiş gibi geliyor,her anından sıkılacağım bir olayı niye böyle şaşalı bir törene dönüştüreyim ki(evlenmek değil sıkıcı olay -düğün)
...

bir de akraba eş dost durumları vardır düğünlerde
adamın teki gelir oo ne kadar büyümüşün-değişmişin-zayıflamışın-güzelleşmişin gibisinden + puan toplayacak sözcükler sarfeder ve muhtemelen o insanı en son bir önceki akraba düğününde görmüş ve suratını hatırlamıyorsundur ama onlar hernasılsa seni hatırlarlar ve görünüşünle ilgili yorum yapmayı da ihmal etmezler

sonradan sağından solundan ,onun senin annenin kuzeninin eşinin amcasının 2.karısından olan çocuğunun eski kocasının iş arkadaşı oldugunu filan öğrenirsin

aklımın ermediği birşey daha var bu insanı normalde görmen mümkün değil,sokakta görsen muhtemelen tanımazsın hatta o tarz bir tanıdıkla karşılaşanını da duymadım
fakat bu kadar akraba adı verilen insan bir araya nasıl gelir ,nasıl haberleşilir,
ve bu insanların biraraya gelmesinin çok samimiymiş gibi davranmalarının birden bire akrabalık bağları (!)nın güçlenmesinin ne manası vardır hayatının en önemli anını önüne gelen insana göstermek ne kadar gereklidir ,gereklimidir
çok kurcalıyoruz susalım en iyisi


alakaya maydonoz : yabancı dile yatkın olan insanları çok kıskanıyorum
0

mum alevi ile oynayan kedinin öyküsü

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan analmayacaktı...
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mumun yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

ÖZDEMİR ASAF
0

gece sohbetleri

şuanki konumuma yaklaşık 10 metre uzaklıktaki buzdolabının buzluğunun dibinde kalmış dondurma kutusuna baktım,o da farketmiş olacakki o kadar buz tutmuş olmasına rağmen dönüp de bana baktı
uyanık mısın dedim ama zaten bunu söyleyince uyandırmış oluyorsun
gecenin şu vakti varoluşçuluk üzerine biraz konuştuk,nihilist oldugunu farkedince içinde dondurma olup olmamasının arasındaki ince çizgiyi hiçe saydım
ne yani gece gece oburluğum tuttu yedim nihoha mı deseydim



pişman değilim
0

Loose Change 2nd Edition Recut

Dylan Avery, Korey Rowe, and Jason Bermas bring you the most powerful 9/11 Documentary yet. Updated!!!!
0

ciyeeeek

efenim çalışmam gereken şu günlerde oturup çizmek yerine napıyorum hım

bakıyoruz hemen şöylecenek
0

***

*kendime şaşıyorum,dışardan bakan biri olarak kendime gerçekten şaşıyorum,birşeyi çok istediğimde çalışabiliyormuşum demekki,evet, hiçbirşey için bu kadar çalışmamıştım şimdiye kadar,ancak biraz geç farkettim sanki,herneyse yorgunum

*garip bi enerji var üzerimde,birşeyler oluşuyor kafamda sürekli ,gördüğüm herşeyden etkilenmeye başladım çizim adına,fotograf çekmeye çıktıgımda kadrajları resimsel düşünüyorum artık,onu da yapayım bunu da yapayım uyumak zor geliyor,

*ev yine bomboş,yanlızım, her akşam evimde uslu uslu oturmamı evi arayan insanlar çok yadırgıyorlar,garip:)
sessizliği seviyorum ,evde insan varken kalkıp da yapmaya üşendiğim işleri,tek başıma oldugumda beş dakikada bitirebiliyorum,zaman büyüyor büyüyor genişliyor sanki ...

*insanlarla birlikte olmayı sevdiğim halde,önceden birşeyler planlayıp o günü x kişiye ayırmak çok zor gelmeye başladı,tek başıma kalmaya ihtiyacım var,yoksa ters gelen tek bir kelimede bile kırıcı olabilirim çekemiyorum kaldıramıyorum beni ilgilendirmeyen muhabbetleri,dayanamayabiliyorum insanları dinlemeye bu ara,dolu da değilim üstelik
*hala ama hala rüyalarımdan ve kabuslarımdan kurtulamadım,bolbol deniz yaralar fırtına ölümüne şeyler görüyorum... ya insanlar eğleniyor ve ben birtürlü bişeylerin içinden çıkamıyorum ,ya kendi kendime bişeylerin mücadelesini veriyorum,felaketler kazalar olup duruyor,batıyorum çıkıyorum,sabahları zombi gibi kalkıyorum,
0

huhuu

Uzun zaman olmuş yazmayalı,dün karşılaştığım bi kaç insandan(kudra) aklıma geldi blog yazmak, şifremi 3.seferde doğru girebilmem bunu doğruladı bi de öss zamanı yazmışım en son,onu gördüm.
Pazartesileri evde olduğum tek gün denilebilir.Ne yapacağımı şaşırıyorum."Deviantart galerimi genel bir tatminsizlik"nedeniyle bi hışımla gecenin bi vakti dellenip silmiştim - ki aradan bi aydan fazla zaman geçmiş-fotokritikte de hüsrana uğradım ve yeniden galerimi sıradan uslubir deviant olarak düzenlemeye başladım
valerian denilen kedi otu sağolsun sabahları çok rahat uyanıyorum artık üzerimdeki etkisi cinsim itibariylemidir bilmem ama süper bişey (mrrrr)
boşboş takılmaya devam ediyorum canım çalışmak istemiyor bari biraz bakayım çizimlere filan
0

üsese

önceden böyleymiş ismi
üniversite seçme sınavı gibi birşey sanırım sanki şivenden ötürü söyleyemiyorumuşsun gibi
abla gel bi üsesene bakayım be
neyse
şu anki adıyla öss
bu sabah saat 545te kalkmama neden olan sorunsallar bütünü
girdik çıktık bişiy olmadı
heyecan yaparım sanıyordum; yanıldım
umarım böyle devam edecek diğerleri de..
0

salı sallanır

-abla beni de çizsene
hım bilmem ki ben pek çizemem ama...
olsun abla anneme göstercem ya olduğu kadar
ya bilmem ki
hadi nolur abla ya
hadi hadi geç peki...
az önce zabıta mendillerimi aldı yaa,varya şu kırmnızı ıslak mendillerden
hıhı
8milyon sermaye vermiştim onlara hepsi gitti işte anneme göstercem şimdi resmi bide inanmayacak, sen parayı gittin resme verdin diyecek,ama bilir öyle şey yapmayacağımı
nerde oturuyosun
fikirtepede,eve 22milyon elektrik bide su faturası geldi ödeyemiyoruz annem merdivene (temizlik) gidiyo şurada tesadüf kafe var biliyo musun orda mehmet abi var o şimdi beni iddiaya gönderir belki üstünü ver diyom vermiyo belki 2milyon verir bugün bisikletimi de alıyodu zabıta bu benim değil dedim yalvar yakar aldım 100milyon istiyo bide benden yaa şimdi götürüp bisikleti satıcam başka bişey kalmadı 10verirler belki
abla benim gözler ela çiziyon dimi
gördüm çok güzelmiş
ama kirpiklerim uzun yaa...
...
bitti bu
abla sağol çok hadi ben gidiyorum...


13 yaşında hayatın bütün yükleri üzerine yüklenmiş emrenin,biz burda ay şuyum böyle ay buyum şöyle diye şikayet ederken ,o bütün dertlerine rağmen bana poz vermek için alabildiğine gülümsüyordu onun için 10dakika içerisinde yapabileceğim en iyi portreyi yaptım
tam onu çizerken zengin "yat"sahipleri bu kızın bu çocukla ne işi var dercesine bakışlarını savuruyorlardı bilindik tanıdık ezici bakışlar emrenin sinirini bozan tek şey buydu işte alabildiğine sinirleniyor arabasının camını kırıp kaçsam kimse laf edemez gibi bi laflar ediyordu
bu onun sokağa ait serseri tarafıydı sadece
sonra ona kızıltoprakta gördüğüm boya sandığını yere düşürmüş, ağlayan küçük çocuğu anlattım ,onun bunu bilerek yaptığını insanlara kendini acındırıp 10-20milyon kaptıgını söyledi,bide azarladı ;abla istanbullu değilmisin ,bilmiyormusun bunları diye...
ne tezat bu halin istanbul
bir yanda koyarsın yatları katları
diğer yana verirsin cefaları cezaları
0

"belki ""kesindir" önermesi nasıl bir önermedir

belki diye bir dosya açtım belki...
belki belki yazısını görürde birşeyler karalarım diye
belki belki yazısını görünce karalamak kesin bişeymiş bunu farkettim çünkü belki yazan bir dosya görünce insanın
ister istemez evet o belki şimdi! diyesi geliyor ve böylece "belki" "kesin" oluyor
ancak kesin diye adı olan bir dosya açıp içini boş bıraksam nasıl olur bilmiyorum ,bir de onu deneyeceğim
artık belki adlı dosyanın içinde birşeyler yazıyor ve belki değil
artık adı kesin olacak bu dosyanın demek ki kesin adlı dosyanın da içinde birşeyler olmak durumunda hımm
uyumak da lazım tabi..
0

mayısın son günlerinde mayısa dair birkaç not

*başlığı sonradan koydum da bir irkildim ne garip,çok hızlı geçiyor... hadi başlayın siz ben yazdım bile:)

merhaba
Uzun zamandır yazmıyorum.Zaten aynı monotonlukta ilerlediği için çok da ekstra bişey yok.Yazabileceğim tekşey rüyalarım oluyor çoğu zaman.Bir de tabir sitesine link verdim mi tam olacak,herneyse;
uzun zamandır kendi başıma amaçsızca dışarı atıp güzel havanın keyfini çıkarmamıştım,her ne kadar güneş beni rahatsız eden bi etken olsa da deniz kenarında çayın elinde ,kucağında kağıdın kalemin ,daha mutlu olamam diyebiliyormuşun,dolmabahçe sarayına kendi sergimi görmeye gidip kapıda kalınca sinirlerim bozuldu ,sarayın girişinde bir çay bahçesi var ,son derece güzel bir yer rahat rahat istediğini yapabiliyorsun,orda baya bi zaman geçirmişim , eve dönme insiyatifi senin elinde olunca zaman büyüdükçe büyüyor keyfi arttıkça artıyor... ben bunu yapayım sıksık evet evet, hem de verimli bi çalışma oldu mekan çizimlerimle
evde şu teknoloji harikası bilgisayar yüzünden de olsa gerek içimden gelmediğinden de çok iyi işler çıkaramıyorum
fakat bugünkü gaza gelişimi anlatmalıyım
eski dönemlerden şuanda baya iyi yerlere gelmiş olan bir grafiker insan aklıma geldi ve internette son yaptıklarına bakayım dedim,küçümsemekten değil de ne var bende yaparım evet evet yaparım tabi moduna girdim ,tüm işlerine baktıktan sonra tableti aldım fotoşopumu bir de müziğimi açınca benim sıksık bu şekilde gaza gelmem gerektiğini farkettim
sanırım bu yaptıgım bilgisayarda çizdiğim en anlam yüklü olan ve en başarılı portreydi,bunu unutmamalıyım
onun dışında hala mezunu sayılamadığım fakat gitmeyi unuttuğum lisemin yıllık kapağı tasarımıyla uğraşıyorum ,uğraşmak derken tam bir beyin fırtınası karar veremiyorum birşeye,tam hah evet bu iyi fikie diye çizim taslağı çıkarırken daha iyi bi fikir aklımı çeliyor ve çizim bir anda yön değiştiriyor,ne zaman bırakacağım bilmiyorum
son olarak da
öss hedesine az kaldı 20günden az netlerime güvenip çalışmıyorum ama acaba açıkta kalırmıyım diye de düşünmeden duramıyor insan :)yok ya sanmıyorum ,dimi..evet evet
iyi geceler
0

marya

... Bu insanlar,bu gök bu deniz,
bu yer
Birer birer kaybolmaya mahküm,
birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde
susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz
Nasıl, ağlıyor musun marya
Sil gözlerini
sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya... bekir sıtkı erdoğan(marya)
0

keyf

Geceleri şehrin sessizleşmeye başladığı saatlere bayılıyorum.
Camı açarım uzaktan uğultular gelir birkaç araba geçer ardarda,sonra sessizlik,serin bir hava girer içeri ama rüzgarsız,içerde çok çok kısık sesle bi müzik çalar ama duyamam onu pencerenin kenarında otururken.Önümde defne ağacı hafif hafif salınır bir sağa bir sola.Ya kahvemi alır ay ışığının odama girmesi için perdeleri açar keyif yaparım,ya da aklımdan inanılmaz bir hızla geçen cümleleri yakalamaya çalışır oturur bir tütsü yakar yazmaya başlarım.Eğer radyo açıksa dj son derece yumuşak veya belki de erotik diye tabir edilebilecek,biraz da uykulu bir sesle sonraki 3-5şarkıyı birden anons eder ve birkaç söz söyler hüzünlüsünden.
Bir de küçük masa lambamım altında resim yapardım eskiden sabaha kadar,nasıl zevkli olurdu o resimler,şimdi o kadar eğitim aldığım halde o zevki alamıyorum bir türlü,neydi acaba bu keyfi veren insana,her ne ise ,tekrar bulmak istiyorum onu ...
0
diğerleri....yetinmektir güzel slogan..mieleye ait
0

abuk subuk rüyalar volüm bin beşyüz

Yine savaş yine savaş,nedir bu anlamadım.Sabaha karşı cin olduğu söylenen siyah kıyafetli, zayıf, siyah uzun saçlı bir kız gördüm.Dağın tepesinde bir taşın üzerine bir oturuyor bir kalkıyordu.Orada yaşıyor gibiydi ama onu ben ve kuzenim dışında kimsecikler göremiyordu.Sadece biz birilerine söylediğimiz zaman o kişinin görebileceğini farkettim.3. Olarak yakın bir arkadaşıma söytlüyordum kızın orada olduğunu ve cin olduğunu ,o da bunun üzerine,cin lafının sadece 3 ağız değişmesi gerektiğini söylüyordu.Sanırım daha fazla bahsedilmesi kötülük getirirmiş.Cini bir ara avşada eski evimizde görüyorum.Zaten o gördüğüm tepe de oranın tepesi ve arkadaşlarım da orada yaşayan insanlardı.Evin içinde garip bölmeler var oralara girip konuşuyoruz nedenini bilmiyorum cinden korktuğumuzdan mı yoksa başka birşey mi...
Bu böyle sürüp giderken yine aynı yerde bir anda denize bir bomba düşüyor.Siyah dumanlar çıkıyor.Evimizin oraya gelmezler diye düşünürken bir anda ateş açıyorlar bize doğru.Karşımızda dayım ve yengem piknik yapıyorlardı bundan önce ,kuzenim de karşı komşumuz göya köpek almış,onun köpeğini seviyordu.(gördüğüm de daha önceden kuzenimin çok korktuğu bir köpek)tam bu sırada ateş açıyorlar,yine de çok fazla korkmuyoruz ,uçaklara bakıyorum,kırmızı kuyruk bölümleri var beyaz renkteler ama kanatları yok,uzay gemisi gibi küçük birer.Ateşten korunmak için içeri kaçıyoruz.Yere çömeliyoruz ,saklanıyoruz vurulmamak için.Annem içeri girmeden önce bir laf ediyordu yanlız.Şöyle bişey "korkak sanacaklar bizi hemen kaçmayacağım" gibi bişey.Hiç beklemediğim bi laf bu çünkü kurşunlar yağıyor üstüne.Bir süre sonra sesler biraz kesildiğinde dışarı çıkıp bakıyorum dayımlardan eser yok,karşı komşular da hala panjurlarını kapatmaya çalışıyorlar.Sanırım böyle bitiyordu.
Bir bağlantı kuramadım gerçekle.Sadece cin görmek kötülük habercisiymiş,hadi hayırlısı ..